Yasemin Şentürk


* covit 19 ile *

* covit 19 ile *


*Covit19 ile*

Ne çok şey öğretti bu virüs bize. Aslında hatırlattı desek daha mı doğru olur acaba? 

Dünya gündemini yaklaşık 6 aydır meşgul eden, Türkiye gündemine ise son 3 ayda yerleşen Covid19 virüsünden bahsediyorum tabii ki de. 

Tüm insanlık gibi biz de nasibimizi aldık, almaya da devam edeceğiz. Bilim insanları henüz bu virüsü alt etmeyi başaramadı maalesef. Ne zaman çözülür bunu da bilemiyoruz.. Belki de çözüldü de sinsi planlar kurgulanmaktadır kim bilir..?! 
Bildiğim tek şey 
"Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.” 

Peki, nedir bu korona virüsü, nasıl girdi hayatımıza? 
Uzak doğulu küçük insanların yarasa  yeme sevdasıyla mı başladı gerçekten de ?! Yoksa laboratuvarda üretilip yaşam alanlarımıza mı salındı? Bu konuda kafalarda çeşitli soru işaretleri olsa da, komplo teorileri üretilse de, dünyayı kasıp kavuran; dehşet salan, insanların hayatını alt üst eden bu taçlı virüsün çok büyük sıkıntılar getirdiği konusunda hem fikiriz. Bakınız tüm Dünyadaki ekonomi sarsıldı, sağlık sektörü çöktü, eğitim ve istihdamımız bir anda değişti.
İnsanların özel hayatları ve sosyal hayatları bir anda değişti.
Kimilerine göre 5G teknolojisine geçişte  sosyal bir deney olan bu virüs, bilim ve teknolojide ise yeni dünya düzeni için  deneysel bir tatbikat..
Bir çok iddia mevcut. İleriki tarihlerde bu günler nasıl geçecek nasıl anlatılacak  bilemiyoruz..
Kimilerine göre kör olası bu covit19  çok şey aldı götürdü, kimilerine göre ise çok şeyi aldı getirdi. 
Çeşit çeşit içinde hüzün barındıran hikayeler ve ağır yükler ile girdi hayatlarımıza.. Bana göre ise hem aldı götürdü hem aldı getirdi.
Şöyle ki;
Covid 19, “Ah nerde o eski bayramlar! “ cümlemize meydan okuyor.
Siz misiniz kadir kıymet bilmeyen, tek gayesi yemek, içmek eğlenmek olan tüketici bir nesil yetiştiren nesil? 
Siz misiniz gelişmiş bilim ve teknolojiye rağmen kültür yozlaşmasını dorukta yaşayan nesil? 
Siz misiniz insani değerleri hiçe sayan, bencillikle rakip tanımayan, doymayan nesil ? 
Siz misiniz biz yapamadık, evlatlarımız yapsın diye haddinden fazla fedakarlıkla el bebek, gül bebek evlat yetiştiren nesil? 
 Siz misiniz iyi olacak diye üzerine titrerken, bazı değerleri hafife alıp izole bir nesil yetiştiren nesil ?
...

Toplumda kültürel yozlaşmaya neden olduk.Sadece kendi varlığı için yaşayan bir nesil çıktı ortaya. Birçok değeri, geleneği ve göreneği, tecrübeyi hiçe saymayı hak bulduk. Bayramlardan, hasta ziyaretlerinden, akraba ile olan paylaşımlardan uzak kalmayı marifet saydık.Bu nesil her verilen tatili fırsat bildi. Otellere ve sahillere kaçtı. “Çok çalışıyorum zaten, hazır fırsat bu fırsat 3 gün kafa dinleyeceğim, çekemem öyle akraba, ana, baba tantanası.” diyen nesil oldu. 
“Alın size 3 ay. Dört duvar arasında kalın, güzel dinleyin o kafalarınızı.” dedi. Çok çalışacak bir işimizde kalmadı, ziyaret edecek akrabalarımız da kalmadı. En sevdiklerimiz ile aynı sokakta da olsak  hasret kaldık. Görüntülü konuşmalar ile hasret giderebildik.
Farkında mısınız bilmem ama aynı sokaktaki, aynı apartmandaki yan komşumuzu bile tanımazdık..İki kelime etmemek için aynı asansöre binmekten çekinen insanlarız.Şu an hasret kaldık hepsine... Bu virüs bize çıkar için sevdiğimiz arkadaşımız yetişene kadar komşumuzun yetişeceğini hatırlattı bir kez daha. Oysa “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.” diye bir atasözümüz vardı. Öğrenememişiz, aktaramamışız nesilerimize.
......
Bakın  daha neler yaşadık bu 3 ayda.

Aynı evin içinde birbirinden habersiz yaşayan bir nesil vardı. Genç kuşak deniyor hani, sabaha kadar uyanık akşama kadar yataktan çıkmayan, tüm ihtiyaçları 5 yıldızlı otelde gibi karşılanan hani. Gençtir diye sorumluluk verilmeyen, el bebek gül bebek büyütülen bir nesil. Elinde telefon, tablet, oyun oynayan hani.. Onlar bile bunaldı saatlerce uyumaktan, sanal arkadaşlardan, oyunlardan.. Covid19 onları bile sosyalleştirdi. Evde yaşayan bireyleri hatta akrabaları tanımak mecburiyetinde bıraktı. Evlerinin yatak odası, mutfak ve banyodan ibaret olmadığını, salonunda olduğunu hatırlattı. Hatta o salonda oturulup ailecek etkinlik yapılabileceğini, sohbet edilebileceğini hatırlattı.
Sabahtan akşama kadar çalışan, ev reislerimiz vardı hani. Yorgunluktan yemeğini zar zor yiyip, elinde kumanda kanepede saatlerce uyuklayan.. Çocuğunun okulunu, başarısını, üzüntüsünü, sevincini bilmeyen bazı reisler.. Çok çalışıp yoruldukları işlerine ara verildiğinde ve yahut işten ayrılmak zorunda kaldıklarda fark ettiler ki aileleriyle geçirecekleri vakitlerde de dinlenebileceklerini.. 

Hani televizyonlarda o kadın programı senin bu pembe dizi benim diyen, sürekli tv izleyen bazı kadınlar vardı.. O programların yenisi çekilemeyince iki satır kitap okuyabileceğini hatırladılar..
...
Bir de her gün sabahtan akşama kadar evin altını üstüne getiren temizlik ile içinde bastırdığı duyguları avutan, takıntısı olan bir grup vardı ya onlarda pek değişiklik olmadı sanırım.Onlar kaldıkları yerden devam etti. Hatta onların mesaisi daha da arttı diyebiliriz.

Bir grup daha vardı hani..
Günden güne randevuyla dahi yetişemeyen, en güzel börekleri, en güzel tatlıları; dikkat çekmek, onay almak için yapan, sofraları çeken, dedikodunun dibine vuran; hem dedikodudan hem konuştuklarından şişen, obez olan daha sonra da zayıflayamadığı için bunalıma girenler hani.. Onlarda ise minik bir  evrimleşme oldu sanki. Aynı performansın hatta belki de daha fazlasını evde gösterip tüm aileyi obez yaptılar. Depresyonu çoğalttılar..Dedikoduya görüntülü aramalarında, telefonlarda devam ettiler..

Hayatında iki yumurta kıramayan hanımlarımız, beylerimiz vardı bir de . Onlarda sıkıntıdan yeni hobiler edindi. Sanal alemde marifetlerini ispat etmek için yarıştılar, insan üstü çaba sarf ettiler adeta.. Ekmek pişirdiler, turşu yaptılar.. 
Rivayete göre hamur yoğuran beylerimiz, yufka açan kızlarımız da olmuş...
Ev işinin ne kadar yorucu ve yıpratıcı  olduğunu öğrendiler mi çok emin değilim doğrusu.. Malum balık hafızalıyız.. Hemen unuturuz..Yani işimize geldiği müddetçe çok çabuk uyum sağlayıp sonra her şeyi sileriz hafızalarımızdan..
Peki hiç mi olumlu yani olmadı bu virüsün?
Biraz da bardağın dolu tarafından bakalım..

Ailemizin kıymetini anladık, hasret kalmayı öğrendik.. Uzak kaldığımız değerleri kaybedince anladık. Bir nevi aile içi yardımlaşma ve kaynaşma arttı diyebiliriz..

Fakat toplumsal bencilleşmenin zirve yaptığı durumlarda olmadı değik maalesef.. Nasıl mı ? Covit19’lu günlerde marketleri yağmalar  gibi alışverişler yaptığımızı unutmayalım. 

Hep düşünmüşümdür, neden yediğimizi içtiğimizi ya da gezdiğimizi bir yerlerde paylaşıp da okuduklarımızı, öğrendiklerimizi ve  keşfettiklerimizi paylaşmıyoruz ? Neden bilgi infakında bu kadar benciliz? 
Niçin acılarımızı paylaşırken cömert değiliz? Oysa insanlık bunu gerektirmez mi? İnsanlar paylaştıkça, yardımlaştıkça daha mutlu olmaz mı, huzurlu olmaz mı? 
İnsanın doğası ve fıtratı bunu gerektirmez mi.? 

Evet bu Covid19 çok şey getirdi hayatımıza.En başta
korkuyu getirdi ve tüm dünyanın gündemine oturdu. Birçok yuvaya acı, hüzün ve ayrılık getirdi.Ateş düştüğü yeri yakmadı adeta kül etti yok etti.
Ne acı hikayeler birikti gönül defterlerinde. Birçok kişinin duymadığı, yaşamadığı, yükü taşıyana çok ağır olan..

Canımızın derdine düştük adeta..Hayatta kalma arzusu ağır bastı. Evlâdı anadan,
ana babayı evlattan uzaklaştırdı...Koruma ve korunma içgüdüsü ve mecburiyeti ile.. 
Âdeta mahşerin minik bir tatbikatı oldu.

Virüs dedi ki; 
“Ey insan! Her ne kadar çıkışım şimdilik muamma olsa da, emin olun benim bir görevim var, sizin plânınızın üstünde plan yaptıranım var. Ve o planı yapanın, yaratanın size bir mesajı var!
Ey insanoğlu,sosyal bir varlık da olsan unuttuğun çok şey var. Öyle değerler var ki bu değerleri yaşayamazsan acı çekersin, huzursuz olursun.”

“Ey insan, yalnızsın. Ev içi karantinada yeri geldi eşinle, çocuğunla yeri geldi annenle, babanla mesafeli kaldın, bunu idrak edemedin mi ? Saraylarında olsa, dört duvarın da olsa yine benim tarafımdan eceli tattıysan yalnız uğurlandın. O şaşalı hayatından bir eser kalmadı.”

“Ey insan, sen beni üretirken, insanları yönetmek için, ben seni yönetiyorum farkında mısın ?” 

Düşünüyorum da gerçekten de bu Covid19 birçok şey aldı götürdü. Sevdiklerimizi, anılarımızı, alışkanlıklarımızı... Eskisi gibi bir yaşantımız, eğitim ve sosyal hayatımız olmayacak belki de.

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.. Bazı şeyler daha iyi olacak, bazı şeyler daha kötü...
Buna yön vermek hala bizim elimizde! 
Karanlıklara ışık olmak hala bizim elimizde! 
Eşrefi mahluk olabilmek hala bizim elimizde! 
Yeter ki gayret edebilelim, çaba sarf edebilelim..
Nasıl mı ?
Yiyecek ve içeceklerin fotoğraflarını değil  kendini paylaşarak,dertli insanların derdine kulak vererek, karınca kararınca birbirimize destek olarak.

Bize emek veren büyüklerimize ve sevdiklerimize zaman ayırarak.

Konuşarak değil okuyarak.

Yatarak değil çalışarak.

İhtiyaç duyduğumuzda ya da özlediğimizde değil her daim sevdiklerimizin yanında olarak.

Hayat çok kısa dostlar unutmayalım..